“Olduğum gibi kabul edildiğimde, işte ancak o zaman değişebilirim.” (Rogers, 1961 /On Becoming a Person)
Rogers, değişim üzerine sezgilerimize ters görünen ama derin bir gerçeği dile getirir. İnsanlar genellikle değişmeleri için baskı görmeleri, eleştirilmeleri ya da olduklarından farklı olmaları gerektiğinin hatırlatılması gerektiğini düşünür. Rogers ise tam tersini söyler: kişi ancak olduğu gibi kabul edildiğinde değişebilir. Bu, değişimin paradoksudur. Bir insan, yargılanmadan, koşulsuz biçimde kabul edildiğini hissettiğinde, savunmalarını bırakabilir ve kendine dürüstçe bakabilir. Kabul edilmediğini hisseden kişi ise enerjisini kendini savunmaya ve korumaya harcar; bu da değişimin önündeki en büyük engeldir. Rogers’ın geliştirdiği danışan merkezli yaklaşımın temelinde bu fikir yatar. Terapist, danışanı koşulsuz olumlu kabulle, empatiyle ve sahicilikle karşıladığında, danışan kendi gelişim kapasitesini serbest bırakabilir. Kabul, değişimi zorlamaz; onun önünü açar. Bu görüş yalnızca terapi için değil, tüm ilişkiler için geçerlidir. Bir çocuğu, bir partneri ya da bir arkadaşı olduğu gibi kabul etmek, onu pasifleştirmez; tam tersine, ona gelişmek için gereken güvenli zemini sunar.
klinikpsikolog #bursapsikolog #bursaklinikpsikolog #carlrogers #kabul #danışanmerkezli #empati #değişim #hümanistikpsikoloji #psikoterapi #klinikpsikoloji #koşulsuzkabul #ruhsağlığı #psikoloji #ilişkiler