Onarım Arzusu: Sevgi ve Nefretin Buluştuğu Yer

“Sevgi ve nefret aynı nesneye yöneldiğinde, onarım arzusu doğar.” (Klein, 1937 /Love, Guilt and Reparation) Klein, insanın iç dünyasındaki en zorlu gerçeklerden birini ele alır: aynı kişiye hem sevgi hem de nefret duyabiliriz. Çocuk, sevdiği bakım verene aynı zamanda öfke ve nefret de yöneltir, özellikle ihtiyaçları karşılanmadığında. Başlangıçta çocuk bu iki duyguyu ayrı tutar; sevdiği“Onarım Arzusu: Sevgi ve Nefretin Buluştuğu Yer” yazısının devamını oku

Temel Kusur: Sözcüklerden Önce Gelen Boşluk

“Temel kusur, çok erken dönemde bakımın eksikliğinden doğan ve sözcüklerden önce gelen bir boşluktur.” (Balint, 1968/The Basic Fault) Balint, bazı ruhsal acıların neden sözcüklerle kolayca anlatılamadığını açıklamak için “temel kusur” kavramını geliştirdi. Bu kusur, bir hata ya da suç değil; çok erken dönemde, bebeğin ihtiyaçlarıyla aldığı bakım arasındaki uyumsuzluktan doğan derin bir boşluktur. Henüz dil“Temel Kusur: Sözcüklerden Önce Gelen Boşluk” yazısının devamını oku

Kendinden Uzaklaşmak: Horney ve Kaygının Kökeni

“Kendimizden uzaklaştığımız her adımda, kaygıya bir adım daha yaklaşırız.” (Horney, 1950 /Neurosis and Human Growth) Horney, kaygının kökenini gerçek benlikten uzaklaşmaya bağlar. Ona göre her insanda doğal bir büyüme ve kendini gerçekleştirme eğilimi vardır; Horney buna “gerçek benlik” der. Ancak erken yaşantılarda kaygı ve güvensizlik yaşayan kişi, gerçek benliğinden uzaklaşıp ideal bir benlik imgesi kurmaya“Kendinden Uzaklaşmak: Horney ve Kaygının Kökeni” yazısının devamını oku

Analitik Üçüncü: İki Kişi Arasında Doğan Üçüncü Bir Alan

“Analitik üçüncü, iki kişinin karşılaşmasında doğan, ikisine de ait olmayan yeni bir öznelliktir.” (Ogden, 1989 /The Primitive Edge of Experience) Ogden, terapötik karşılaşmanın iki ayrı zihnin sırayla konuşmasından ibaret olmadığını söyler. İki kişi gerçekten karşılaştığında, aralarında üçüncü bir şey doğar; ikisine de ait olmayan, ama ikisinin birlikte yarattığı yeni bir öznellik. Ogden buna “analitik üçüncü”“Analitik Üçüncü: İki Kişi Arasında Doğan Üçüncü Bir Alan” yazısının devamını oku

Değişimin Paradoksu: Kabul Edildiğimizde Değişiriz

“Olduğum gibi kabul edildiğimde, işte ancak o zaman değişebilirim.” (Rogers, 1961 /On Becoming a Person) Rogers, değişim üzerine sezgilerimize ters görünen ama derin bir gerçeği dile getirir. İnsanlar genellikle değişmeleri için baskı görmeleri, eleştirilmeleri ya da olduklarından farklı olmaları gerektiğinin hatırlatılması gerektiğini düşünür. Rogers ise tam tersini söyler: kişi ancak olduğu gibi kabul edildiğinde değişebilir.“Değişimin Paradoksu: Kabul Edildiğimizde Değişiriz” yazısının devamını oku

Güvenli Üs: Keşfetmek İçin Önce Güvende Hissetmek

“Güvenli bağlanan çocuk, anneyi keşfedeceği dünyaya açılan güvenli bir üs olarak kullanır.” (Ainsworth, 1978 /Patterns of Attachment) Ainsworth’ün “güvenli üs” kavramı, bağlanma kuramının en sezgisel fikirlerinden biridir. Güvenli bağlanan bir çocuk, bakım verenini terk edilmemek için yapışılan bir yer olarak değil, dünyayı keşfetmek için geri dönülebilecek güvenli bir merkez olarak kullanır. Çocuk oyun alanında uzaklaşır,“Güvenli Üs: Keşfetmek İçin Önce Güvende Hissetmek” yazısının devamını oku

Anlam ve Acı: Frankl’ın Dönüştürücü Görüşü

“Acıya bir anlam bulunduğunda, acı olmaktan çıkar.” (Frankl, 1946 /İnsanın Anlam Arayışı) Frankl, toplama kampında yaşadığı deneyimlerden yola çıkarak insanın en zorlu koşullarda bile bir anlam arayışını sürdürebileceğini gösterdi. Ona göre acının kendisi kaçınılmaz olabilir, ama acıya bir anlam katıldığında, o acı saf bir ıstırap olmaktan çıkar. Anlam, acıyı ortadan kaldırmaz; onu taşınabilir, hatta dönüştürücü“Anlam ve Acı: Frankl’ın Dönüştürücü Görüşü” yazısının devamını oku

İlk Nesne: İç Dünyamız Anne Memesinde Nasıl Kurulur?

Klein için bebeğin iç dünyası, soyut bir boşlukta değil, ilk bedensel ilişkide doğar. Bebeğin beslendiği anne memesi yalnızca bir besin kaynağı değildir; bebeğin sevgisini, açlığını, öfkesini ve doyumunu yönelttiği ilk nesnedir. Doyuran meme “iyi”, yokluğunda öfke uyandıran meme “kötü” olarak yaşanır. Bebek henüz bu ikisinin aynı anneye ait olduğunu bilmez; dünyayı iyi ve kötü parçalara“İlk Nesne: İç Dünyamız Anne Memesinde Nasıl Kurulur?” yazısının devamını oku