“Temel kusur, çok erken dönemde bakımın eksikliğinden doğan ve sözcüklerden önce gelen bir boşluktur.” (Balint, 1968/The Basic Fault)
Balint, bazı ruhsal acıların neden sözcüklerle kolayca anlatılamadığını açıklamak için “temel kusur” kavramını geliştirdi. Bu kusur, bir hata ya da suç değil; çok erken dönemde, bebeğin ihtiyaçlarıyla aldığı bakım arasındaki uyumsuzluktan doğan derin bir boşluktur. Henüz dil gelişmeden, ilişkinin bedensel ve duygusal düzeyinde yaşanan bir eksikliktir. Bu yüzden temel kusur, mantıklı bir anlatıya kolayca dökülemez; daha çok bir eksiklik hissi, bir şeyin hep eksik kaldığı duygusu olarak taşınır. Balint, bu alanda yaşayan kişilerin terapide sözcüklerden çok ilişkinin niteliğine ihtiyaç duyduğunu fark etti. Yorum ve açıklama, dilin geliştiği bir düzeye hitap eder; oysa temel kusur dilden önceki bir yerde durur. Bu nedenle iyileşme, doğru cümleleri bulmaktan çok, güvenli ve sahici bir ilişki ortamı kurmaktan geçer. Balint’in katkısı, her acının yoruma indirgenemeyeceğini göstermesidir. Bazı yaralar anlatılmaz, ilişki içinde yeniden yaşanır ve orada onarılır. Bu görüş, erken örselenmeyle çalışan klinik yaklaşımları derinden etkilemiştir.
klinikpsikolog #bursapsikolog #bursaklinikpsikolog #michaelbalint #temelkusur #psikanaliz #erkendönem #psikoterapi #bağlanma #psikodinamik #klinikpsikoloji #travma #ruhsağlığı #psikoloji #içdünya